Sinop
Tarihi
Karadenizin incisi Sinop’un… Yüzölçümü: 402 km2 Nüfusu: 49.738 İlçe Merkezi: 30.442 Köyler: 19.296 Rakım: 10m Sinop ilinin yerleşme tarihi ilk Tunç Çağıyla başlamıştır. MÖ. 7. yüzyılda bir Helen Kolonisi olarak kurulan Sinop, Antik Çağ’da Karadeniz’in en önemli kentiydi. Helenistik dönemde Anadolu’nun yerli kültürleriyle, Helen ve Pers kültürlerini birleştirmek isteyen Pontus Devletinin başkentlerinden biri de Sinop’tu. Bizans döneminde yöre Ortodoks Hıristiyanlığının etkisiyle dilde ve kültürde Helenleşmiştir. Sinop, MÖ. 70 yılında Romalıların, MS. 395 yılında Bizanslıların, 3 Ekim 1214 tarihinde Selçukluların, 1461 yılında Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. Sinop 1972 yılında kalkınmada ikinci derece öncelikli iller kapsamına alınmıştır. İlk büyük ölçekli sanayi kuruluşu, Ayancık Kereste Fabrikasıdır. Diğer önemli sanayi kuruluşları Şişe Cam Fabrikası, Un Sanayi, Söksa, İç Çamaşırı Örme Ve Konfeksiyon AŞ. ile toprak sanayinde tuğla ve kiremit fabrikalarıdır. Ayancık keteni, Boyabat çember dokumacılığı, ahşap kotra maketi yapımı ve tahta el işlemeciliği Sinop’taki en köklü el sanatlarıdır. İlk kütüphane 1924 yılında Dr. Rıza Nur’un öncülüğünde kurulmuştur.
——————————————————————————–
» Tarih öncesi
» Hitit devrinde Sinop
» MÖ. 1000 başlarında Sinop
» Helenestik devrinde Sinop
» Romalılar devrinde Sinop
» Bizans devrinde Sinop
» Sinop’un Fethi ve Selçuklu Dönemi
» Türk İdaresinde Sinop
» Sinop Nostalji
——————————————————————————–
Tarih öncesi Sinop ilk çağda “Paflagonya” adı verilen bölge içindedir. Anadolu’nun kuzey sahilleri ile Kırım yarımadası arasında deniz ticaretinde önemli bir rol oynamıştır. Önemli bir doğal liman konumundadır. 1953 yılında Kocagöz höyükte (kazılınca çoğu kez altında eski yapı kalıntıları ve eski eserler çıkan, yayvanca – alanı geniş ve derinliği az bir şekilde toprak tepe.) yapılan kazı ile 1987 ve 1988 yıllarında Müze Müdürlüğünce yapılan yüzey araştırmacıları sonucunda tarih öncesi devreler biraz olsun aydınlığa kavuşmuştur. Karagöz höyükte yapılan kazılarda, İlk Tunç Çağı 1. dönemine ait (MÖ.? 3000-2700) buluntular ortaya çıkarılmıştır. Bulunan malzeme Sinop, Balkanlar ve İç Anadolu arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Yapılan yüzey araştırması sonucunda çevrede çok sayıda tarih öncesi yerleşim yerlerine rastlanmıştır. Bu yerleşim yerleri sahil boyunca, nehir ağızlarında ve nehir vadileri boyunca iç kesimlere doğru yayılmaktadır. Ele geçen malzeme genel olarak ilk Tunç Çağı 1 ve İlk Tunç Çağı 2′ye tarihlenmektedir. Ancak Kabalı çayı vadisinde Erken kalkolitik (MÖ. 4500) yıllarına tarihlenen iki yerleşim yeri saptanmıştır. Bugün Sinop çevresinde en eski yerleşim alanı Kabalı çayı vadisi olarak belirlenmiştir. Sahil kesiminde İlk Tunç Çağı 2′nin başında korkunç bir yangınla höyükler terkedilmiştir. Bundan sonra höyüklerde bir yerleşmeye rastlanmamaktadır.
Hitit devrinde Sinop 1952-1954 yılları arasında yapılan kazılarda Sinop’ta Hitit dönemini belgeleyecek hiçbir esere rastlanmamıştır. Hitit metinlerinde Karadeniz’de Gaşka kavimlerinin varlığından söz edilmekte ise de, ancak şimdiye kadar Sinop yöresinde hiçbir buluntu ele geçmemiştir. Yapılan yüzey araştırmasında sahil bandında bir tek Gerze ilçesi Köşkhöyük’te Er Hitit (MÖ. 1800) malzemesine rastlanmıştır. Ancak Hitit İmparatorluğu dönemine ait hiçbir malzeme bulunmamıştır. Bundan sonra 756 yılına ait malzemeler bulunabilmektedir. (MÖ. 2700-1800), (MÖ. 1800-756) yılları arasında Sinop sahil şeridiyle ilgili bir bilgi yoktur.
MÖ. 1000 başlarında Sinop MÖ. 756 yılında Milet’ten ayrılan ve kendilerine yeni bir şehir kurmak isteyen göçmenler buraya gelerek bugünkü Sinop’un ilk temelini atmışlar ve bu şehre Sinope adını vermişlerdir. “Efsaneye göre tanrıça Sinope ırmak tanrısının kızıdır. Zeus Sinope’ye aşık olur. Her dilediğini yerine getireceğine söz verir. Sinope kızlığına dokunmamasını ister. Tanrı yemine bağlı kalarak onu kız bırakır. Bugünkü Sinop’un olduğu yere gelir.” Daha sonra MÖ. 630 yılında ikinci bir koloni (sömürge, göçmen topluluğu ya da bu topluluğun yerleştiği yer) grubu Sinop’a yerleşmiştir. Şehrin surlarının büyük bir olasılıkla kolonize (koloniler halinde yaşanan) devirlerde yapıldığı tahmin edilmektedir. 7. yy başlarında Sinop, Anadolu’ya kuzeyden gelen Kimmerlerin, 6. yy ortalarında İran’dan gelen Perslerin istilasına uğramıştır.
Helenestik devrinde Sinop MÖ. 4. yüzyılın birinci yarısında Paflagonya’lılar bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. MÖ. 332 yılında Büyük İskender’in Anadolu’ya girişini fırsat bilen 1. Ariarathes Kapadokya’da bağımsızlığını ilan ederek, Sinop’u da hakimiyetine almış. MÖ. 302 yılında Mitridat Ktistes Paflagonya’da dağınık halde bulunan prenslikleri bir araya getirerek kuvvetli bir devlet (bağımsız bir ülke ile onun yönetiminden oluşan varlık) kurmuştur. Daha sonra ll. Mitridat ve onun oğlu Farnak Sinop’a hakim olmuş. MÖ. 169 yılında devletin başına Mitridat Flapeton geçmiştir. Mitridat Flapaton Sinop’u bayındır (gelişip güzelleşmesi için üzerinde çalışılmış, alt yapıya sahip) hale sokmuş, başkentini Amasya’dan Sinop’a getirmiştir. Sinop’un parlak dönemi Mitridat Fatpator zamanında olmuştur. Bütün Karadeniz’i hakimiyeti altına alan Mitirdat Romalıları’da Anadolu’dan atarak büyük bir imparatorluk kurmuş, ancak Başkenti Sinop’tan Bergama’ya taşımıştır. Helenistik dönem Sinop’un en parlak zamanı olup, bu dönemde kültüre büyük önem verilmiştir.
Romalılar devrinde Sinop MÖ. 70 yılında Roma İmparatorluğu işgal ettiği bu toprakları yeniden tanzim etmiş. Pontus Krallığını Kızılırmak’tan itibaren ikiye bölerek, doğu parçasının idaresini yerli sülalelere vermiş, batı parçasını ise doğrudan doğruya devletin eyaleti haline getirmiştir. Sinop’un Roma idaresine geçmesi tarihte önemli bir dönüm noktasıdır. Bilhassa (her şeyden önce, başta) Cesar zamanında şehre maddi yardımlardan başka, yeni Roma kolonileri gönderilmiş ve genişleyip büyümesi sağlanmıştır.
Bizans devrinde Sinop Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle Doğu Roma topraklarında kalan Sinop yavaş yavaş küçülmeye başlamıştır. Hıristiyanlığın geliştiği bu dönemde şehirde ticaret ve kültür, dini birtakım olaylar yüzünden gerilemiştir. Sinop’ta bu dönemde yapılan en önemli Bizans yapıtı Balatlar Kilisesidir.
Sinop’un Fethi ve Selçuklu Dönemi 1204 yılında 4. Haçlı Seferinde İstanbul zapt edilip (zorla alınıp), Bizans İmparatorluğu dağılınca Sinop Trabzon Devleti’nin elinde kalmıştır. İç Anadolu’ya yerleşen Selçuklulara vergi veren Trabzon Devleti, Selçukluların bir iç ayaklanmasından yararlanarak vergiyi kesmiş ve Sinop halkına da baskı ve tecavüzlerde bulunmaya başlamıştır. Sinop halkının Konya’ya şikayeti üzerine Sultan İzzettin Keykavus dirlik sahibi bütün Vilayet Beylerine emir göndererek savaşa katılmalarını bildirmiştir. Büyük bir kuvvetle yola çıkan ordunun gerek hazırlığından, gerek gidiş yolundan haberdar olmayan düşman Sinop yakınlarında 500 atlı ile avlanmakta olan Tekfur’u baskın yaparak yakalamış, yakalanan Tekfur 3 gün sonra kale önüne getirilerek Sinop’un teslim olması istenmiştir. Önceleri teslim olmak istemeyen halk Tekfur’un öldürülmemesi, kimsenin canına kıyılmaması ve herkesin istediği yere gidebilmesi şartıyla 3 Ekim 1214 tarihinde kalenin anahtarlarını Selçuklulara teslim etmiştir.
Türk İdaresinde Sinop Selçuklu idaresine geçtikten sonra baştan başa yeniden imar edilen Sinop’ta, önce Pervaneoğulları daha sonra Candaroğulları Türk egemenliğini sürdürmüştür. 15. yüzyılda gelişmeye ve büyümeye başlayan Osmanlı İmparatorluğuna Anadolu beylikleri katılmaya başlayınca Candaroğlu İsmail Bey’de Osmanlılara bağlılığını ilan etmiş ve böylece Sinop Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresi altına girmiştir. Bir liman şehri olarak kullanılan Sinop’ta tersanede gemi yapımı bu dönemde de devam etmiştir. 1853 Osmanlı-Rus savaşlarında şehir top atışlarına tutularak yakılmış ve bu tarihten sonra, şehir iyice küçülerek kale içine çekilmiştir. Bandırma vapuru ile Samsun’a gitmek üzere yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk 18 Mayıs 1919 günü Anadolu’ya karadan geçmek için Sinop Limanına uğramış, ancak o tarihte Sinop-Samsun arasında karayolu olmaması sebebiyle yolculuğuna gemiyle devam etmiştir. Sinop idari teşkilat olarak merkezi Samsun olan, Canik Livasına bağlanmış, Tanzimat’ın ilanından sonra Kastamonu’ya sancak olmuş, 1924 yılında Kastamonu’dan ayrılarak il haline getirilmiştir.
Coğrafi yapısı
Sinop, Karadeniz kıyı şeridinin kuzeye doğru sivrilerek uzanmış bulunan Boztepe Burnu ve Yarımadası üzerinde kurulmuştur. 41° 12′ ve 42° 06′ kuzey enlemleri ile 34° 14′ ve 35° 26′ doğu boylamları arasında yer alır. Ankara’ya 435km, İstanbul’a 760km, Samsun’a 168km. mesafede bulunmaktadır. İlin yüzölçümü 5862 km2 olup il bu yüz ölçümüyle ülke topraklarının 0,8′ini kaplar. Batısı Kastamonu, güneyi Çorum, güneydoğusu Samsun illeri, kuzeyi ise Karadeniz ile çevrilidir. 75km. uzunluğundaki sınırlarının 300km’si kara, 175km’si ise deniz kıyısıdır. Sinop İli Merkez ilçe dahil olmak üzere 9 ilçe, 466 köy ve 42 mahalleden oluşmaktadır. İlin toplam nüfusu 2000 yılı sayımına göre 227.933′tür. Nüfusun %63′ü kırsal kesimde yaşamaktadır. İlin nüfusu artış hızı %3,02′dir. Nüfus yoğunluğu km2′ye 45,6 kişidir. Sinop göç veren iller arasındadır. Her yıl nüfusun yaklaşık %9,6′sı oranında göç verir. Topraklarının %54,6′sını ormanlar, %74,3′ünü dağlar oluşturmaktadır. Ovaların il toprakları içindeki payı %2,3′ tür. Platolar ise il toprakları içinde %23,4′ lük paya sahiptir. Bugün okur – yazar oranı %93,90′ dır.
» Bitki Örtüsü
» Dağları
» Yaylalar
» Ovalar
» Vadiler
» Deniz Kıyıları
» Akarsuları
» Göller
» Yeraltı Suları
Bitki Örtüsü
Sinop, her zaman yağış aldığından zengin orman ve bitki örtüsüyle kaplıdır. Çam, köknar, meşe, gürgen, kayın, dişbudak, karaağaç ve kavak, başlıca ağaç türleridir. Ağaç denizi olarak nitelendirilen Çangal Ormanları, Ayancık, Türkeli ve Boyabat yörelerini kaplar. Dıranaz, Göktepe, Soğuksu ve Elekdağ Ormanları da hem önemli doğal güzellikler oluşturur, hem de ekonomik bakımdan büyük değer taşır. İlin kıyı şeridinde Akdeniz bitkileri de görülür. meşe, defne, karaağaç, çınar, fındık, kızılcık, kayın, gürgen, karaçam ve sarıçamdan oluşan bu bitki örtüsü, yükseltinin 1.800 metreye ulaştığı kesime dek yayılır. Sinop-Gerze ormanları kıyıdan iç kesimlere, kuzeyden güneye doğru uzanır. Bu ormanlar yaşlıdır. Kayın, gürgen, meşe, dişbudak, çam ve köknar ağaçlarından oluşur. Giregöz Ormanı ildeki en büyük ormandır. Kıyı boyunca uzanan bu orman alanının yükseltisi ortalama 80m.’dir. Ayancık Ormanları ise Çangal Ormanları ile Ayancık Orman Bölge Şefliği alanındaki ormanların bileşiminden oluşmaktadır. Buradaki başlıca ağaç türleri, köknar, çam, kayın, gürgen, meşe, ıhlamur, çınar, kavak ve kestanedir. Gerze Ormanları eski ve doğal ormanlardır. Bunların yayılım alanı, topografyayla belirlenmiştir. Bu nedenle kimi kesimlerde kıyı boyunca uzanırlar. 200m’nin üzerindeki yükselti kuşağında rastlanan ormanlarda, ağaçlar çok büyük ve sıktır. Ağaç türleri de azalır (kayın ve gürgen). 800m’den yüksek kesimlerde ağaç türleri arasına köknar girer ve öbür ağaç türleri giderek azalır. 1000 metreden sonra ormanlar tümüyle köknarlardan oluşmaktadır. Bu ormanlarda, oldukça gür bir orman altı örtüsü vardır. Bu örtü, defne, ılgın, kızılcık ve çitlembiklerden oluşur.Bu orman altı örtüsü yanan ya da kesilen bir ormanın yerinde birkaç yılda yetişir. Ormanların altında, yaban menekşesi, çuha çiçeği, mayıs karanfili, çezgir menekşesi, küçük kırlangıç otu, ciğer otu gibi bitkilere de rastlanır. Sinop İli’nde güneye doğru gidildikçe iklim kuraklaşmaya başlar. Bu nedenle, bu kesimde kuzeydeki gür bitki örtüsünün yerini bozkır bitkileri alır.
Dağları
Sinop İlinin en büyük dağları doğu-batı doğrultusunda Karadenize paralel bir şekilde uzanan İsfendiyar (Küre) dağlarıdır. Fazla yüksek olmayan bu dağ sırasının üzerinde yer yer yüksekliği 1500-1800m arasında değişen tepeler, doruklar mevcuttur. İsfendiyar (Küre) dağları 3.Jeolojik zamanın başlarında meydana gelen Alp-Himalaya kıvrım kuşağı üzerinde yer almaktadır. Bu dağların en önemli özelliği genç ve yüksek olmalarıdır. Eski dağlar kadar aşınmaya pek uğramamışlardır. Sinop İli sınırlarında bulunan dağlar fazla yüksek olduklarından iç bölgelerle kıyı kesimi arasındaki ulaşımda güçlüğe sebep olmaktadırlar. Sinop’un iç kısımlarla olan ilişkisi, dağların sık ve devamlı olmasından dolayı fazla gelişme gösterememiştir. Ancak son yıllarda başlayıp devam eden yol çalışmaları bu sıkıntıyı ortadan kaldıracaktır. Küre dağları bölgede arazi şeklinin engebeli olmasına sebep olmuştur. Kuzeybatıda yükselen dağlar merkez sahillerine 10km yaklaşınca alçalarak, kıyı ovalarını meydana getirir. Gerze sınırlarından itibaren tekrar yükselerek Bafra Ovasına ulaşır. Dağlar il arazisinin %74,3′nü kaplar. İl’deki en önemli dağ sırası Küre Dağları üzerindeki Zindan Dağı (1730m)’dır. Boyabat çöküntü alanının yanında yer alan Karaoluk Tepesi (1313 m) ve Kuzuluk Tepesi (1125 m) önemli yükseltilerdir. Kuzeye doğru gidildikçe, Sinop Yarımadasının güneyindeki; Sivrice Tepesi (1040 m) ve Dede Tepesi (1038 m) göze çarpmaktadır. İl topraklarının en güney ucunda ise Alankaya Tepesi (946 m) yer alır. Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz sistemine giren Küre Dağlarının doğudan batıya doğru önemli tepeleri; Sarıdökük Tepesi (1660 m), Çangal Dağı (1605 m) ile Ayancık ilçesinde yer alan Zindan Dağı (1730 m)dır. Zindan Dağı aynı zamanda Sinop’un en yüksek noktasıdır. Küre Dağlarının üzerinde daha doğuda Göktepe (1375 m), Durağan ilçesinin kuzeydoğusunda Soyuk Tepe (1455 m) ile Elmadağı (900 m) yer almaktadır.
Yaylalar
Fazla geniş olmayan bir kıyı kesiminin ardından yükselen dağların üst kısımlarında yer yer ormanlarla çevrili yaylaları görmekteyiz, çevre insanlarının değişik isim verdiği bu yaylalar yazın serin suları, iklimi ve yeşil ot örtülüleri ile hayvancılık yapılan yerlerdir. Sürüleri ile bu yaylalara çıkan insanların buralarda 3-4 ay kaldıklarını ve geçimlerini bu yolla kazandıklarını biliyoruz. Son zamanlarda yayla turizm olarak da düşünülen bu yerlerin ekonomiye büyük katkısı olacağını söyleyebiliriz. En önemli yaylalar Mehmetli, Aluç, Darıözü, Yaylacık, Sakızlı, Yassıalan, Düdekoğlu, Sucuoğlu, Çan, Altınyayla, Kocaoğlu, Bozarmut yaylalarıdır.
Ovalar
Dağlar arasında ve dağlarla sahil kesimi arasında kalan ovalar büyük düzlükler halindedir. En önemlileri Sinop ve Boyabat düzlükleridir. Boyabat ovasını Gökırmak, Arın, Gazidere, Asarcık düzlük ve ovaları vadileri meydana getirmiştir. Sinop Ovası ise, Erfelek, Aksaz, Sarıkum kıyı düzlüklerinden oluşmuştur. Gerze yöresinde Sarıyer-Kabalı Çayının meydana getirdiği Çakıroğlu, Sarımsak Çayının meydana getirdiği Dereyeri, Kanlıçay boyunca uzanan vadi düzlükleri de kıyı ovalarına örnek gösterilebilir.
Vadiler
Boyabat-Durağan yöresindeki Kızılırmak vadisinin dışında büyük vadi yoktur. Akarsuların kendi adını verdikleri bir çok küçük vadi aynı zamanda bölgenin arazi yapısı karakterini göstermektedir.
Deniz Kıyıları
Sinop kıyıları, Karadeniz kıyılarının girintili ve çıkıntılı kıyılarındandır. Hopa’dan başlayan ve İstanbul boğazında sona eren Karadeniz kıyılarının hiç bir yerinde, Sinop’taki kadar koy ve körfezlerle korunmuş limanlara rastlanmaz.Sinop kıyılarında Köşk, Kayser, Karakum, Selamet, Boztepe, Sinop, Feryat, Bozburun, İnce, Güllüsu, Usta adlarında bir çok önemli burunlar bulunmaktadır. İnce ve Boztepe burunları kendi adlarını taşıyan iki yarımadanın ucundadır. İnceburun aynı zamanda Anadolu’nun en kuzeyindeki uç noktasıdır. Burası bataklık, göl ve ovalıktır. Burada İnceburun Feneri yer alır. Boztepe’ye halk sadece Ada der, üzerinde Sülük Gölü bulunmaktadır. Sinop ili bu yarımadanın kıstağındadır. Boztepe Burnunun ucunda fener ve sis düdüğü bulunmaktadır. Koy ve körfezler: Bunlar burunlar kadar çok değildir. En önemlileri İçliman, Dışliman, Akliman ve Hamsilos körfez ve koylarıdır. Limanlar: Gerze, Sinop iç ve dış limanları, Akliman, Sarıkum ve Ayancık limanlarıdır. Sinop kıyılarında üç tane de küçük adacık bulunmaktadır. Bunlar Sarı Ada, Kara Ada ve Tavşan Adasıdır. Bu adalarda insan yoktur. Sinop kıyıları doğu kıyılarımıza oranla dik ve sarp değildir. Yalnız Ayancık kıyıları engebeli, inişli çıkılışlıdır. Dağlar burada kıyıya paralel uzanmakla beraber, doğudaki kadar denize yakın değildir.
Akarsuları
Sinop İlindeki irili ufaklı akarsulardan bazıları Karadeniz’e, bazıları da güney sınırından geçen Kızılırmak nehrine bağlıdır. İlin en büyük akarsuyu Kastamonu topraklarından çıkan ve birçok kolları batıdan doğuya akarak Durağan’ın güneyinde Kızılırmak nehrine bağlanan Gökırmak’tır. Uzun bir vadi boyunca akan ırmak Taşköprü ve Boyabat Ovaları’nı sular. Bu ovalar sulu tarımın yapıldığı önemli tarımsal üretim alanlarıdır. Karadeniz’e dökülen çaylar batıdan doğuya doğru Çatalzeytin ve Ayancık Çayları’dır. Birçok kola ayrılarak denize dökülen Kırkgeçit, Sarımsak, Karasu ve Gebelit Çayları önemli akarsulardandır. Ağız kısımlarında deltalar ve vadi boyunca ovalar oluşturan bu çaylar, ilkbahar ve kış mevsimlerinde su seviyeleri yüksek, yazları ise su seviyeleri azalan, hatta zaman zaman kuruyan akarsulardır. Ancak tüm olumsuz koşullara rağmen vadi tabanları boyunca sulu tarımın yapılmasına imkan vermeleri açısından önemli akarsulardır. KIZILIRMAK İlin güneydoğu sınırlarını çizer. Yurdumuzun en uzun nehri olan Kızılırmak, büyük kollarından biri olan Gökırmak’ı Sinop’tan alır. TEPEÇAY Sinop’un Türkeli ile Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesi arasında sınır oluşturur. Denize döküldüğü yerde hayli geniştir. Akarsuyun taşıdığı alüvyonlarla oluşan deltası giderek büyümektedir. AYARDIN DERESİ 1000m rakımlı Çatak Köyü yakınlarından doğar. Türkeli İlçe Merkezinin hemen doğusunda denize dökülür. Uzunluğu 20km kadardır. AYANCIK ÇAYI Küre dağlarından kaynaklanan çok sayıda küçük derenin birleşmesinden oluşur. Uzunluğu 90 km. kadardır. İlçe Merkezinden denize dökülür. KARASU ÇAYI Küre dağlarındaki Gündüzlü Ormanları’ndan doğar. Uzunluğu 80km olan çay, Sinop’un 8 km. batısından denize dökülür. ÇAKIROĞLU ÇAYI Dıranaz dağlarından doğar. Gerze – Sinop arasında Çakıroğlu yöresinde denize dökülür. Denize döküldüğü yerde bir delta oluşturur. KANLIDERE Uzunöz Dağlarının eteklerinden doğar. Çok sayıda küçük kolu vardır. Çayağzı denilen yerde denize dökülür.
Göller
Sinop’ta sayıları az olmakla beraber küçük göller vardır. Bunlardan Sülük gölü, Sinop yarımadası üzerindedir. Denizden 210 m. yüksekliktedir. Sarıkum Gölü de deniz seviyesinde bir göldür. Aksaz Gölü yarı bataklık haldedir. Karagöl ise deniz seviyesinin altında bir göldür. Ayrıca Taşmanlı göleti ve Bektaşağa göletleri de sulu tarıma imkan veren gölcüklerdir. Sülük gölü dışında tüm bu göller balık üretimine elverişlidir.
Yeraltı Suları
Bölgenin tümünde yeraltı sularının etüdleri henüz yapılamamıştır. Ancak gerek DSİ ve gerekse Köy Hizmetleri tarafından çeşitli yörelerde etüdler yapılmış ve zengin yeraltı suları istifade edilir duruma getirilmiştir. Gazidere, Kayaboğazı, Uluköy ve Yaylacık yeraltı suları kaptaca alınmış; Çeşmigir, Sarayönü, Gökçeağaç Sakızı ve Cumaköy beldelerinin etüdleri yapılarak buralarda zengin yeraltı su kaynaklarının bulunduğu tespit edilmiştir. (Kaptaca almak: Suyun kullanılabilmesi için bir yerde depolanması)
İklimi
Sinop İli, Doğu ve Batı Karadeniz iklim özelliklerinin iç içe geçtiği bir yörededir. İlde mevsimler arası sıcaklık farkları pek büyük değildir. İlde, yıl boyunca esen sürekli rüzgârlar, etkili olmaktadır. Yazın birkaç gün dışında, bütün yıl nemli ve yağışlı geçer. Sinop’un kuzey kesiminde Karadeniz iklim tipi egemendir. İlin güney kesimlerinde ise kıyıya koşut olarak uzanan dağlar nedeniyle, Karadeniz ikliminin etkisi giderek azalmaktadır. Bu bölgede yağışlar azalır, sıcaklık düşer, bozkır ikliminin etkileri görülmeye başlar.
Sinop Doğu ve Batı Karadeniz iklim özelliklerinin içiçe geçtiği bir yöredir. İlde mevsimler arası sıcaklık farkları pek büyük değildir. İlin kuzey kesiminde Karadeniz iklim tipi görülür. Güney kesimlerinde ise Karadeniz ikliminin etkisi giderek azalır. Burada yağışlar azalır, sıcaklık düşer ve bozkır ikliminin etkileri görülür.
» Sıcaklar
» Sinop Meteoroloji Müdürlüğü verilerine göre son 10 yıllık Meteorolijik İstatistiki
» Yağışlar
» Sayılarla Sinop İklimi
» Rüzgârlar
Sıcaklar
Merkez İlçe’de kış ve yaz ayları arasında sıcaklık ortalamaları açısından çok büyük fark yoktur. Kışın 7C° dolayında olan sıcaklık ortalaması, yazın 20C°’ye yükselir. Merkez İlçe’de yıllık sıcaklık ortalaması 14C°’dir. Bu değer Ayancık’ta 14C°, Boyabat’ta ise 13,4C°’yi bulur. Merkez İlçe’de en sıçak geçen aylar Temmuz ve Ağustos, en soğuk geçen ay Şubat’tır.
Sinop Meteoroloji Müdürlüğü verilerine göre son 10 yıllık Meteorolijik İstatistiki
Ortalama Sıcaklık 14C°
En yüksek sıcaklık ortalaması 17,2C°
En düşük sıcaklık ortalaması 11,3C°
Nispi nem ortalaması % 73,4
Ortalama yıllık yağış toplamı 676 KG.
Ortalama yağışlı gün sayısı 38 GÜN
1. Derece hakim rüzgâr yönü batı, kuzey
2. Derece hakim rüzgâr yönü güney, güney doğu
Yağışlar
Sinop’ta yağışların aylara dağılımı oldukça düzenlidir. Merkez İlçe’de sonbahar yağışları yıllık yağışın % 34.1′ini, kış yağışları ise % 32,8′ini oluşturur. Buna karşılık yağışların % 18,4′ü İlkbaharda,%14,7′side yaz aylarında düşer. En çok kasım ve aralıkta, en az temmuzda yağış alan Merkez İlçe’deyıllık ortalama yağış miktarı 679,6 mm’dir. Bu değer, yine kıyıda yer alan Ayancık’ta 1003,1 mm’ye ulaşırken,iç kesimde yer alan Boyabat’ta 388,7 mm’ye düşmektedir.
Sayılarla Sinop İklimi
Merkez İlçe’de en yüksek sıcaklık 17/7/1940′ta 34,5C° olarak, en düşük sıcaklık ise 7/3/1942′de -8,4C° olarak ölçülmüştür. Merkez ilçe’de sıcaklığın 30C°’nin üstüne çıktığı gün sayısı yılda 14, 0C°’nin altına düştüğü donlu gün sayısı 9′dur. Merkez İlçe’de yılda ortalama 47,6 gün açık, 194,5 gün bulutlu, 123,1 gün ise kapalı geçer. Yine yılda ortalama 6,2 gün kar yağışlı geçen Merkez İlçe, 6,7 gün karla örtülü kalır. Yılın 18,6 günü sisli, 0,7 günü dolulu, 3,6 günü de kırağılı geçmektedir.
Rüzgârlar
Sinop, kuzey rüzgârlarına açık olduğundan, sürekli rüzgâr alır. İlin konumu, kuzey (yıldız) rüzgarlarının zaman zaman çok şiddetli esmesine yol açar. Bu rüzgarın hızı saniyede 20-25 metreye dek ulaşabilir. Ortalama rüzgâr hızı 4,7 m/sn olan Merkez İlçede egemen rüzgâr, yılda toplam 3.580 kez esen kuzeybatıdır (karayel). Bunu, yılda 3.368 kez esen güneydoğu (keşişleme) ile yılda 2.180 kez esen güney rüzgârları izler. Buna karşılık,ilde en hızlı rüzgâr, saniyede 40.5 metre hıza ulaşan batı, kuzeybatıdır. Bu rüzgâr yılda toplam 2.131 kez eser. Sinop kışın alçak basınç alanı içine girdiğinden, Balkanlar ve Sibirya Yüksek Basınç Merkezlerinden fırtına şeklinde gelen rüzgârlardan da etkilenir. Yazın, gündüzleri doğu (gündoğusu) ve kuzeybatı (karayel) rüzgârları değişimli olarak düşük bir hızla eser. Kışın ise, özellikle akşam üzerleri kuzeybatı (karayel) ve güneybatı (lodos) rüzgârları etkili olur.
Jeolojik yapısı
Sinop’ta temel yapıyı paleozoik yaşlı başkalaşım kayaçları oluşturur. Boyabat ve Durağan ilçeleri çevresinde yer alan başkalaşım serileri doğu ve güneybatı doğrultusunda geniş bir alana yayılmıştır. Türkeli-Gerze çizgisinin güneyinde üst kretase fliş ve kalkerleri vardır. Bu kesim genellikle kalın kumtaşı, marn ve marnlı kalker tabakalarından oluşmuştur. Ayancık ve Erfelek ilçeleri çevresinde yer alan eosen flişleri, ince tabakalı, gevşek çimentolu, kumtaşı ve marn oluşumudur.
Merkez ilçenin güneybatısında Karasu Vadi’sinde yer alan flişler neojen yaşlıdır. Bunlar, iri taneli konglomeralar ve grelerden oluşmuştur. Sinop İli’nin batısında ve Gerze’nin kuzeyinde pleistosen yaşlı serilere rastlanır. Buralarda, kumlu ve killi yataklar, geniş alanlar kaplar. Sinop Burnu’nda (Boztepe) ve Boyabat ilçesi’nin kuzeybatısında volkanik kayaçlar vardır. Bunlar üst kretase yaşlıdır. Sinop İli genellikle sismik bakımdan aktif bölgeler dışında kalır. Ancak Durağan ve Boyabat ilçeleri 1.derece deprem bölgesindedir.
Kuzey Anadolu kırık çizgisi üzerinde yer alan Sinop İli genel olarak 4. derece deprem bölgesindedir. İl alanı genellikle 2.Jeolojik zamanda oluşmuştur. Yarımada, volkanik yapılıdır. Sülük Gölü eski bir volkanik kütledir.
Sinop Körfezi, karayla önündeki bir adanın birleşmesi sonucunda oluşmuştur (Tombolo). Bazalt ve andezit lavlarından oluşan bu volkanik serinin üstünde anglomeralar vardır. Bunlara, yarımadanın kuzeyinde ve güneyinde de rastlanır. Güneyindeki tabakaların eğimleri %15-20 arasındadır. Bazalt serilerinin eğimli oluşunun nedeni tektonik hareketlerdir. Bu alan, kretase sonlarında ve bütün neojende alp yükselmelerinden etkilenmiştir. Yarımadanın batı ve kuzeybatısında 50-60 metre yükseklikte, kuzey ve kuzeybatı yönünde %45 kadar eğimli küçük kalker tabakalarına rastlanır.
Sinop İlinin kuzeyinde, Çukurbağ çevresinde dik yalıyarlar genellikle ve ters yönde eğimli kırmızı kum ve gre tabakalarından oluşmuştur. Bu kesimde kırılmaların etkileri açıkça görülür. Kıyı dalgaların aşındırmasıyla gerilemiş, küçük bir koy görünümü almıştır. İl Merkezi yakınında 50 metre yükselti düzlüklerden başlayarak, neojen oluşumları yayılır. Bunlar güneyde ve batıda geniş alanlar kaplar. İldeki kuaterner depoları çok farklı nitelikler taşır. Bu farklar, iç limandaki yalıyarlarda daha açıktır. Bu depoların üzerinde, kuvars çakıllarından oluşmuş konglomeralar yer alır. Daha üstte, geniş alanlar kaplayan kırmızı kum depolarında yer yer sert gre tabakaları görülür.
Turistik Alanlar
Turizm alan ve merkezleri
SİNOP – AKLİMAN – HAMSİLOS TURİZM MERKEZİ: 9 Nisan 1987 tarih ve 199426 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar kurulu Kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir. 19 Nisan 1989 tarih ve 20144 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile de turizm merkezinin sınırları genişletilmiştir. Yöre 1991 yılında Kültür Bakanlığı tarafından 1. derece doğal sit alanı ilan edilmiştir. SİNOP – AYANCIK – AKGÖL YAYLASI TURİZM MERKEZİ: 20 Eylül 1991 tarih ve 20997 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir. SİNOP – GERZE – KOZFINDIK – BOZARMUT YAYLASI TURİZM MERKEZİ: 20 Eylül 1991 tarih ve 20997 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir. SİNOP – TÜRKELİ – KURUGÖL YAYLASI TURİZM MERKEZİ: 20 Eylül 1991 tarih ve 20997 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir.
Av Turizmi ve Balıkçılık
AVCILIK: İl ve ilçelerindeki ormanlık alanlarda her mevsim tilki, kurt, çakal, yaban domuzu avlanmaktadır. Yine mevsimine göre il genelinde yaban ördeği, yaban domuzu, su tavuğu, çuluk, bıldırcın, tavşan avlanmaktadır. BALIKÇILIK: İl merkezi ile sahil ilçeler Ayancık, Gerze ve Türkeli de küçük ve amatör balıkçılıktan başka, büyük tekne, gırgır ve trol sahipleri dört mevsim balıkçılık yapabilmektedir. Ağustos-Kasım ayları arasında lüfer, palamut, kasım-Nisan ayları arasında hamsi, Mayıs-Temmuz ayları arasında ise mevsimine göre kalkan, kofana, orkinos ve köpek balığı avlanmakta olup yurt dışına ihraç edilmektedir. Ancak, son yıllarda hamsi ve diğer balık avında oldukça düşüş vardır. Ayrıca il genelindeki göletlerde tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır.
Gezip görülecek yerler
CAMİLER VE MESCİTLER: Alaaddin Camii: Eski türk cami tiplerine güzel bir örnek teşkil eden Alaaddin camii, Sinop’un fethinden hemen sonra yapılmıştır. Rumların Sinop’a yaptıkları baskıda büyük zarar gören cami 1268 yılında Süleyman Pervane tarafından onarılmıştır. Daha sonraları Candaroğullarından Celaleddin Beyazıt ve İsfendiyar bey, Osmanlı çağında Mutasarrıf Tufan Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. Zamanında türk taş oymacılığının bir şaheseri olan minberi ne yazık ki büyük kubbenin çökmesiyle yıkılmıştır. Saray Camii: Tersane Çarşısının arkasındaki sokakta bulunan cami, kesme taştan yapılmıştır. Tek kubbelidir. Cami 1374 yılında Candaroğullarından Celaleddin Beyazıt Bey’in zamanında yapılmıştır. Bu çağa ait işlemeli güzel bir mihrabı ile kitabesi vardır. Fatih Baba Mescidi: Meydankapı çarşısında yer alan mescid 1353 yılında İsmail Bin Uslu Bey tarafından yaptırılmıştır. Mermerden yapılmış süslü küçük mihrabın çevresinde kabartma olarak ”Atetül Kürsi” yazılıdır. Mehmet Ağa Mescidi: Kaleyazısında bulunan cami, 1648 yılında yapılmıştır. 1910 yılında bir minare eklenmiştir. Cezayirli Ali Paşa Camii: Seyyid Bilal türbesine bitişik olan cami, Selçuklu çağına aittir. 1876 da Ali Paşa ve 1898 de Abdülhamit tarafından tamir ettirilmiştir. Kefevi Camii: Kefevi mahallesinde bulunan bu caminin kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Bilinen harab bir halde iken Sancak Mutasarrıfı Bekir Paşa tarafından 1896 yılında tadilat yaptırılmıştır. Meydankapı Camii: Sakarya caddesi üzerinde bulunan bu caminin ilk yapılış tarihi belli değilse de Şeyh Ömer Efendi adında bir zat tarafından yaptırıldığı vakıf kaynaklarından öğrenilmektedir. Caminin ahşap minaresi Sinop minarelerinin en orjinalidir. İskele Camii: Tersane çarşısında bulunan cami 1905 yılında Sinop eşrafından Hacı Ömer Efendi tarafından yaptırılmıştır. MEDRESELER Süleyman Pervane Medresesi (Alaaddin Medresesi): Alaaddin caminin kuzeyinde olan medrese Sinop’un düşman baskısından kurtarılmasının bir hatırası olarak1262 tarihinde Selçuklu Veziri Süleyman Pervane tarafından yaptırılmıştır. Binanın girişini mermer süslü bir portal süslemektedir. İçinde eyvan karşısında geniş avlu ortasında şadırvan vardır. Avlunun her iki yanında mermer sütunlu revak ve arkalarında 16 küçük oda bulunmaktadır. TÜRBELER Seyyid Bilal Türbesi: Selçuklı çağında yaptırılmıştır. Seyyid Bilal’ın makam türbesi sonradan Çaça (çeçe) Türklerinden Tayboğa tarafından tamir ettirilmiştir. Türbe, Hz. Hüseyin soyundan ve Arap Ordusu komutanlarından Seyyid Bilal’ın şehit olduğu yerde yapılmıştır. Eskiden beri halkın önemli ziyaret yerlerindendir. Gazi Çelebi Türbesi: Türbe Süleyman Pervane Medresesi’nin sağ taraf bitişiğindeki küçük bir bahçe içindedir. Pervane oğullarının son hükümdarı olan Gazi Çelebi, Mühessebüddin Mesut Çelebinin oğludur. 1322 yılında ölümü üzerine bu türbeye gömülmüştür. İsfendiyaroğulları Türbesi: Alaaddin cami bahçesinde bulunan türbe Candaroğullarında Celaleddin Beyazıt ile oğlu İsfendiyar’ın oğlu İbrahim beylerle bu aileye mensup daha 8 zatın kabrini ihtiva etmektedir. Türbenin hangi tarihte ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. İçindeki sandukalar türk taş işleme oymacılığının eşsiz örneklerindendir. Sultan Hatun Türbesi (Aynalı Kadın): Sinop müzesinin bahçesinde bulunan türbe 1335 tarihinde 1. Murat’ın kardeşi Süleyman Paşanın kızı İsmet Sultan Hatun için yaptırılmıştır. Hatunlar Türbesi: Candaroğulları zamanında yapılmış olan bu türbe Cezayirli Ali Paşa Camii yanında tek kubbeli ve kare planlı bir binadır. Celaleddin Beyazıt’ın oğlu İskender’in karısı ile kızı Ture Hatun için yaptırılmıştır. Yeşil Türbe: Candaroğulları zamanında yapılmış olan bu türbe Sakarya caddesi üzerinde ve Alaaddin Camii’nin doğusundadır. Kare planlı ve tek kubbeli olup, kime ait olduğu belli değildir. ŞEHİTLİK Müze bahçesinde olan şehitlik 1853 Osmanlı – Rus Muharebesinde Sinop Limanındaki Osmanlı donanmasına Rusların ani bir baskını sonucu şehit düşen denizcilerimiz için yapılmıştır. PAŞA TABYALARI Sinop yarımadasının güney doğusunda Karakum yolu üzerinde 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yaptırılmıştır. Yarım ay şeklindedir. 11 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden ibaret güçlü bir yapıdır. KORUCUK TABYALARI Özel mülkiyet alanı içindedir.Güneydoğusunu deniz sınırlamaktadır. Sinop limanını korumak amacıyla 19. yüzyıl başlarında Osmanlılar tarafından yaptırılmıştır. Küçük bir kayalık tepe üzerinde kurulmuştur. Tabyaların top yataklarının 7 tanesi sayılabilmektedir. Tam üzerinde bir konut yer almaktadır. TARİHİ CEZAEVİ Cezaevi iç kalenin içinde ve eski tersane alanındadır. 1877 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Binanın önünde tek kubbeli bir Osmanlı hamamı vardır. Güneydeki sur duvarlarında 2 adet tersane kapısı vardır. Binayı çevreleyen burçlar Osmanlı devrinin zindanları olarak kullanılmıştır. İL MERKEZİNDEKİ TARİHİ ÇEŞMELER Sinop il merkezi tarihi çeşme yönüyle hayli zengindir. 14 adet tarihi çeşmenin tamamı 1989 yılında onarılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Okulaltı Çeşmesi: Yeni mahalle Okulaltı sokaktadır. 1902 yılında yapılmıştır. Reci Çeşmesi: Yeni mahalle Varilci sokaktadır. 1908 yılında yapılmıştır. Şehitler Çeşmesi: Tersane caddesindedir. 1853 Osmanlı-Rus savaşında Rusların donanmamıza baskında şehit düşen askerlerimizin üzerinde çıkan paralarla Hicri 1270 yılında yapılmıştır. Şahabüddin Ağa Çeşmesi (Tayboğa): Camikebir mahallesi Tayboğa ( Aşağı Hamam ) yokuşundadır. 1430 yılında yapılmıştır. Selçuklu beylikler dönemi eseridir. Sarmısaklı Çeşmesi (Hacı Ramazan Çeşmesi): Sarımsaklı mahallesi Akyüz Sokağındadır. 1581 yılında yapılmıştır. Kethüda Mehmet Ağa Çeşmesi (Balat Çeşmesi): Ada mahallesi Kemalettin Sami Paşa caddesindedir. Osmanlı dönemi eseri olup yapılış tarihi belli değildir. Aslan Çeşmesi: Meydankapı mahallesi, Aslan sokağındadır. Hicri 688 yılında yapılmış olup, Selçuklu dönemi eseridir. Saray Çeşmesi: Meydankapı mahallesi Ergül sokaktadır. Osmanlı dönemi eseri olup yapılış tarihi belli değildir. Terazi Çeşmesi: Sakarya caddesi üzerindedir. Osmanlı dönemi eseri olup yapılış tarihi belli değildir. PLAJLAR-GEZİ VE MESİRE YERLERİ Sinop’un doğal yapısı, ilde bir çok mesire yerinin doğmasını sağlamıştır. Düzenlenen orman içi dinlenme yerleriyle bu doğal zenginlikler değerlendirilmiştir. Ormanlarla yan yana uzanan plajlar kilometrelerce uzanan pırıl pırıl kumsallarla kaplıdır. Hamsilos Fiyordu: Yemyeşil ormanı rengarenk çiçekleri ile denizin bir nehir gibi içine girdiği hamsilos Türkiye’nin tek fiyordudur. Şehir merkezine uzaklığı 11 km. dir. Sarıkum: Deniz, orman ve gölün bir arada bulunduğu eşsiz bir piknik alanıdır. Şehir merkezine uzaklığı 21 km. dir. Çeşitli av hayvanları bulunmaktadır. Tabiatı koruma alanı ilan edilmiştir. Akliman Mevkii: Şehrin batısındadır. Deniz kenarında kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 m genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsalı ile meşhurdur. Orman İşletme Müdürlüğünce düzenlenen Akliman piknik yeri her türlü ihtiyaca cevap verebilecek niteliktedir. Ayrıca kumsal boyunca Motel Kamp ve mesire yerleri mevcuttur. Orman Kampı: Şehrin girişinde iç limana bakan kısımda çam ağaçlarıyla kaplı bir alanda bulunmaktadır. Orman İşletme Müdürlüğünün sosyal tesisleri ile kabinler bulunmaktadır. Bütün yaz boyunca hem piknik yapılan hem de denize girilen güzel plajlardan biridir. Yuvam Kampı: Orman kampının bitişiğindedir. Plaj ve tesisler Sinop Belediyesine aittir. Güzel bir piknik yeridir. Çadır ve kamp yerleri mevcuttur. Karakum Yöresi: İç limanda şehre 1,5 km uzaklıktaki Özel idareye ait tesislerde otel, pansiyon, bungalov tipi evler, çadır, kamp yeri bulunmaktadır. Soğuksu: Sinop-Boyabat karayolunun 47. kilometresindedir. Çevresi köknar ağaçlarıyla kaplıdır. Orman içinde yer alan içme suyu, şifalı olarak bilinmektedir. Bektaşa Köyü ve Göleti: Sinop-Erfelek yolu üzerinde Sinop!a 20 km uzaklıktadır. Geleneksel şenlikleri, orman ve balık avcılığı yapılan göleti meşhurdur. SİNOP’ UN TARİHSEL VE KÜLTÜREL ÇEVRESİ Birçok medeniyetlerin gelip geçtiği Sinop’ ta tarihi, kültürel ve arkeolojik değerlerle tabii güzellikleri bir arada görmek mümkündür. Sinop Müzesi: Müze, Sinop’ un merkezi yerindedir. Hükümet binasının kuzeyinde yer alır. Bahçesinde Şehitler Anıtı, Aynalı Kadın Türbesi ve Serapis Mabedi bulunur. Yurdumuzun en eski Müzecilik faaliyetlerinden biri de 1921 yılında Sinop’ ta başlamıştır. Önceleri eserler Mekteb-i İdadi’nin bahçesinde toplanmıştır. Zamanla şehrin çeşitli yerlerinden çıkan eserler 1932 yılında memurluk, 1947 yılında Müdürlük olmuştur. 1970 yılında yeni binasına taşınmıştır. Bu modern binada eserler, kronolojik bir sıra içinde 4 teşhir salonu bulunmaktadır. Zemin katta bulunan birinci salonda Sinop çevresinden derlenen ve 1953 yılında Sinop’ a 16 km. uzaklıkta bulunan Demirci Köyü Karagöz Höyük kazısından çıkan eski Tunç Çağı’ na ait (M.Ö. 3000) buluntulardan, pişmiş topraktan yapılmış objeler ile Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devri sikkeler teşhir edilmektedir. İkinci salonda kronolojik sıra ilie Hitit (M.Ö. 1200-695), Arkeik (M.Ö. 650-480) ve 5. , 4. yüzyıla ait eserler, Helenistik, Roma, Bizans çağına ait (M.Ö. 330-M.S. 1453) pişmiş topraktan yapılmış objeler ile Roma döneminin çeşitli cam eserleri Üçüncü salon etnoğrafik eserler salonudur. Burada Sinop çevresinin giyim, kuşam, el işleme, örme, dokuma örnekleri ile çeşitli ziynet eşyaları, çini, porselen, ateşli ve delici silahlar, yazı takımları, fildişi sedef kakmalı çekmece ve mutfak eşyaları teşhir edilmektedir. Üst kat salonlarında XVll.-XVlll. Yüzyıllara ait halı seccade örnekleri ile Osmanlı dönemi dokuma çeşitlerinden çatmalar, al yazma Kur’anlar, hat sanatına ait yazı çeşitleri, cilt kapakları, fildişi kakmalı rahleler sergilenmektedir. Bunların yanında müzenin kendisine has özelliklerinden biri de Bizans sanata üslubundaki zengin bir İkon koleksiyonuna sahip oluşudur. Çeşitli boy ve ebatta İsa, Meryem, Melek ve azizler ile ilgili konuları içeren ve altın yaldız boya ile yapılan 27 adet ikonlar, Müzenin ikinci katındaki salonda sergilenmektedir. İl Halk Kütüphanesi: İl Halk Kütüphanesi Dr. Rıza Nur Vakfı’ na ait binada hizmelerini sürdürmektedir. Kütüphane 9 Ekim 1924 yılında yani Cumhuriyetin 1. yılında hizmete girmiştir. Kurucusu Dr. Rıza Nur’ dur. Merhum Rıza Nur Bey, Sulh Murahhası olarak gittiği Rusya ve İsviçre’ de ayrıca hayatının bir bölümünü geçirdiği Mısır ve Fransa’ da Türklük ve Türkiye hakkında yazılan kitapları toplayıp, kurduğu bu kütüphaneye göndermiştir. Bunlar arasında tarihi belge niteliğini taşıyan eserler vardır. Kütüphanede halen 38.455 kitap bulunmaktadır. Kaleler: Anadolu’ nun, Karadeniz kıyısında, hemen en eski şehirlerinden biri olan Sinop’ un tarihi eserleri arasında en çok dikkati çekeni kaleleridir. Şehrin yalı ve Kefevi mahaleleri ( eskiden Varoş denilen kısımdır) hariç olmak üzere büyük bir kısmını çepeçevre kuşatan Sinop Kalesi, Meşrutiyetin ilk yıllarına kadar pek az yıkılmış bir halde idi. Bugün birçok kısımları çökmüş, tamamen harabolmuş bir durumdadir. Sinop’ un bu meşhur kalelerinin yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemektedir. İlk müve, Sinop’ u bir şehir haline sokmuş olan Milatlılır (İyonya müstevlileri) tarafından vücuda getirilmiştir. Bununla beraber, Milattan önce ilk yüzyıl başlarında ( Pontus ) kralı meşhur ” Büyük Mihridat’ ın esasen doğduğu yer olan Sinop’ ta mabet, tiyatro, cimnazyum, darphane ve saray yaptırmak suretiyle burayı imar ettiği ve önüne getirilecek olursa, bugünkü kalelerden büyük bir kısmının bundan iki bin yıl kadar önce yapılmış olduğunu kabul edebiliriz. Sinop kalesi, bugünkü durumuna göre kuzeyden (800), güneyden (400), doğudan (500) ve batıdan (273) metre uzunluğundaki duvar (beden) lardan vücuda getirilmiştir. Bu duvarların kalınlığı 3 metre kadardır. Yüksekliği, türlü burç ve bedenlerin yapılışına göre 30-40 metre arasında değişir. Bugün eski halini en çok muhafaza etmekte olan beden ve burçlar, güneyden park, derin boğaz ağzı ve hapishane yakınındakilerle iç kalenin kuzeybatısındaki burçlardır. Kalenin eski şeklini muhafaza eden yalnız kapısı (Lonca-Kumkapı) kalmış, ötekiler yıkılmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’ nde o zaman sağlam bir halde bulunan kale kapılarını birer birer saymaktadır. ” Kum Kapısı, Meydan Kapısı, Tersane Kapısı, Yenicçe Kapı, Tabakhene Kapısı, Lonca Kapısı, Gizli Kapı ve Deniz Kapısı”. Bu kapıların ikişer kanatlı demir kapılar olduğunu belirtmektedir, İçkale: Şehrin batı tarafında ve Kaleyazısı ile kumluk denilen sahanın arasındadır. Güney ve kuzey tarafları denizdir. Bu kale, Selçukluların Sinop ‘ u aldıklarından bir yıl kadar sonra, esas kısmı doğu tarafından uzun bir sur ilavesi suretiyle çevrilip yapılan yerdir. Bu kısım yapılırken şehrin eski mabet , saray gibi enkazından da istifade edilmiştir ki ,bir çok sütunlar, sütun başlıkları ve mabet yazıtlarını havi taşlar duvar aralarında konulu bulunmaktadır. İçkale , doğu tarafından geniş bir hendekle de tekrar ayrılmıştır. İçkale , kuzey ve güney olmak üzere iç içe iki bölümden ibarettir.kuzey , bölümünün genişliği 16.875 ve güney bölümünün ise 65.000 m2 dir. Güney bölümü içinde Sinop’un meşhur tarihi hapishanesi bulunmaktadır. Selçuklular, Sinop’u aldıktan sonra kalenin batı tarafından bu kaleyi meydana getirdiler. Komutanlar iç kalenin yapılmasını üzerlerine alarak bu büyük işi bir yıl kadar bir zaman zarfı da başarmış ve her komutan kendine düşen kısmı bitirerek o kısım üzerine hükümdar İzzeddin Keykavus ile kendi ad ve vilayetlerini yazdırmışlardır. Sinop 611 yılında alındığı halde , içkale yazıtları 612 yılını taşımaktadır. Buda gösteriyor ki ;içkale , savaşa iştirak eden komutanlar tarafından vücuda getirilmiş ayrı bir kısımdır. İç kalenin içinden bugünkü yol geçirilmeden önce bu kısım , yeni kalenin doğu taraf bedin tamam durumda olduğundan içkaleye şimdiki askerlik şubesi yanındaki dehlizli büyük kapıdan girilirdi. İçhisarın lonca kapısı denilen kapısıdır. Serapis Mabedi: Sinop Müzesi bahçesindedir. Güneyinde altarı olan mabed dikdördgen planlıdır. Helenistik çağına aittir. Romalılar tarafından da kullanılmıştır. Balatlar Kilisesi: Adalar mahallesindedir. M.S. 660 yıllarında yapılmıştır. Bizans çağına ait olup, appis ve geniş avlu duvarları ile çağının sanat hususiyetlerini taşır. Bu içerik SİNOPE TOURS sitesinden alınmıştır…
Etkinlikler
Festivaller
| Festival Adı | Festival Yeri | Festival Tarihi |
|---|---|---|
| Gerze Festivali | Gerze | 18 – 20 Temmuz |
| Sinop Festivali | Sinop | 21 – 23 Temmuz yada 1 – 3 Ağustos |
| Ayancık Festivali | Ayancık | 27 – 29 Temmuz |
Panayırlar
| Etkinlik Adı | Etkinlik Yeri | Etkinlik Tarihi |
|---|---|---|
| Yeşiloba Panayırı | Türkeli | 2 – 6 Mayıs |
| Bektaşağa Panayırı | Sinop | 6 Mayıs |
| Hıdrellez Panayırı | Türkeli | 6 Mayıs |
| Yazıcı Köyü Panayırı | Türkeli | 1 – 3 Ağustos |
| Morza Panayırı | Türkeli | 9 – 11 Ağustos |
| Güzelkent Köyü Panayırı | Türkeli | 30 Ağustos – 2 Eylül |
| Saraydüzü Panayırı | Saraydüzü | Eylül ayı içinde |
| Uluköy Panayırı | Uluköy / Saraydüzü | Eylül ayı içinde |
| Dikmen Panayırı | Dikmen | 5 – 12 Eylül |
| Saray Panayırı | Dikmen | 12 – 16 Eylül |
| Kabalı Panayırı | Sinop | 12 – 16 Eylül |
| Çalboğaz Boypınarı Panayırı | Gerze | 14 – 18 Eylül |
| Ayancık Panayırı | Ayancık | 18 – 21 Eylül |
| Erfelek (Karasu) Panayırı | Erfelek | 21 – 26 Eylül |
| Yenikent Panayırı | Yenikent / Gerze | 21 – 26 Eylül |
| Karlı Panayırı | Karlıköyü / Gerze | 28 Eylül – 1 Ekim |
| Türkeli Panayırı | Türkeli | 6 – 8 Ekim |
| Boyabat Panayırı | Boyabat | 21 – 24 Ekim |
| Sonbahar Panayırı | Durağan | 1 – 7 Kasım |










